25 Kasım 2014 Salı

TAYYİP BÖYLE ÜLKE YÖNETMEYİ KİMDEN ÖĞRENMİŞ!

31 Temmuz 2013, 19:00
Bu makale 199 kez okundu
TAYYİP BÖYLE ÜLKE YÖNETMEYİ KİMDEN ÖĞRENMİŞ!
M.LÜTFÜ BIKMAZ
2002 yılından itibaren ülkeyi yöneten AKP hükümetleri, merkez partilerin ve koalisyonların içine düştüğü sorun ve bunalımlardan nemalanarak iktidara gelmiştir. İktidara gelirken, değiştiklerini, milli görüş gömleğini çıkardıklarını, ülkeye demokrasi getireceklerini söyleyerek iktidar olmuşlardır. İktidarını 3 dönemdir sürdürerek ülkeyi yönetme şansını yakalamışlardır. %34’le başlayan oy oranını, %42’ye, son seçimde de %49’a çıkarmıştır. %50’ye dayanan bu oy oranı AKP’nin ve Erdoğan’ın başını döndürmüştür. Başı dönen Erdoğan ne yaptığını bilmez bir halde toplumun tüm değerlerine ve yaşamına müdahale etmeye, dayatmalara başlayarak ölçüyü kaçırmıştır. Asıl ölçüyü dış politika da kaçırmış Büyük Orta Doğu Projesinin eş başkanlığını kabullendikten ve içine sindirebildikten sonra hemen tüm Ortadoğu kan gölüne dönmüş, milyonlarca insan hayatını kaybetmiştir. Erdoğan yarattığı bu vahşetle ne kadar övünse azdır. Yaşanan bu acı gerçeklerden sonra Erdoğan’ın vicdanı rahat mıdır? Bilemiyorum! Yaşadığımız tüm sorunlarda, biz karar verdik olacak diyerek, sadece kendi kararının doğruluğunu, tüm topluma zorla kabul ettirme gafletine düşmüştür. Ülkenin topraklarını yabancılara, kar eden kuruluşlarını özelleştirmeler yoluyla yok pahasına rantiyecilere satıp, IMF’ ye olan borçlarımızı ödedik diyerek her yerde açıklamalar yapmıştır. Oto yollarımızı, köprülerimizi satmış, ihaleyi istemediği biri alınca da ihaleyi iptal ettirmiştir. Belediye başkanlığı döneminde 3. Köprü cinayettir diyerek karşı çıkmasına rağmen, şimdi 3. Köprü yapımına onay vermiştir. Ülkemizin değerleri bir, bir satılıp, yağmalanırken Erdoğan kendisinin bu ülkenin pazarlamacısı olduğunu da itiraf etmek zorunda kalmıştır. Parkları ve yeşil alanlarımızı ranta açarak, gökdelenler, AVM, olmadı Topçu kışlası adı altında alış veriş merkezleri açılmasını sağlamak için yoğun bir çaba içerisine girmiştir. İnsanların nefes alacakları tüm parklar ve yeşil alanlarımız tehdit altındadır. Buralara müdahalenin altında rant yatmaktadır. İşte Gezi parkı direnişi bu anlayışın büyük ölçüde önünü kesme anlayışıdır. Ancak Tayyip Erdoğan bunları yaparken bir şeyi unutmuştur. “ Türk Gençliğini”, Atatürk’ün emanetçisi gençler öyle bir duruş gösterdiler, öyle bir ders verdiler ki, toplumsal direnişin tarihe geçecek boyutunu oluşturdular. Erdoğan Gezi Parkı Direnişini ömrü buyunca unutamayacaktır. Gençler Erdoğan’ın karizmasını yerle bir ettiler. Karizma artık yerlerde sürünüyor. Gezi parkı direnişçilerine(çapulcular) selam olsun. Helal olsun size. Uyuyan milleti uyandırdınız. Korku tolumu yaratma girişimlerini çöpe attınız. Vatanseverlik, direniş ve çevreyi koruma, özgürlük ve insan hakları mücadelesinin nasıl olacağını dosta, düşmana gösterdiniz. Gezi Parkı eylemleri sırasında 4 gencimiz ve 1 polis memurumuz hayatını kaybetti. 10’larca eylemcinin gözleri atılan gaz bombası ve plastik mermilerle zarar gördü, 10 bin den fazla direnişçi yaralandı. Orantısız, tutarsız, vahşice saldırılar AKP iktidarı ve Erdoğan’ın toplumu korkutarak, sindirerek, döverek ve öldürerek her istediğini yapma anlayışını artık sürdüremeyeceğini açıkça ortaya koymuştur. Yaşanan bu gerçeklerin baş sorumlusu Erdoğan ve AKP hükümetidir. Direnişçilere ve topluma acımasızca saldıran polisler, sivil sopalı ve palalılar Erdoğan tarafından kahraman ilan edilerek ödüllendirilmiştir. Bu korkunun bir yansımasıdır. AKP iktidarı ve Erdoğan korkmakta haklıdır. Artık Gezi Parkı direnişinden sonra hiçbir şeyin eskisi gibi olamayacağı kesindir. Önümüzde ki ilk yerel seçimler de halkımız bu iktidara ve Erdoğan’a gereken dersi verecektir. Tayyip Erdoğan artık bu ülkeyi babasının çiftliği gibi yönetemeyeceğini anlamalıdır.

 

    Yorumlar

GAZETE MANŞETLERİ

HAVA DURUMU

Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:

NAMAZ VAKİTLERİ

Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:

EN ÇOK OKUNANLAR

BUGÜN

BU HAFTA

BU AY

EN ÇOK YORUMLANANLAR

BUGÜN

BU HAFTA

BU AY

SENDE YAZ

Ziyaretçi Defteri

Siz de yazmak istemez misiniz?

ARŞİV